Haberler

05.06.2016

“Güneş batmayan bir grup olacağız”

Rusya ile Türkiye arasındaki uçak kri­zinin zamanla iki ülke arasındaki ticari ilişkileri durma noktasına getiren bir ambargoya dönüşmesi, işlerinin bü­yük bölümünü Rusya’da gerçekleştiri­len bazı Türk şirketlerini de alternatif pazar arayışlarına itiyor. Bugüne ka­dar Rusya’da hayata geçirdiği müte­ahhitlik işleriyle dünyanın en büyük 37’nci, Avrupa’nın en büyük 10’uncu müteahhitlik firması haline gelen Rö­nesans Holding de bu şirketlerden biri. 2016 ve sonrasında hızla yeni pa­zarlarda büyümeye odaklanan holdin­gin hedefinde Kanada’dan Sahra Altı Afrika’ya uzanan bir coğrafyada ‘üze­rinde güneşin batmadığı bir grup” haline gelmek var. Dünyada 20 ülke­de faaliyetlerini sürdüren Rönesans Holding’in Ortadoğu ve Afrika’daki faaliyetlerini üstlenen Rönesans MEA İnşaat şirketi, bu hedefin başrol oyun­cusu konumunda. Zira hem Ortado­ğu ve Afrika hem de Karayipler ve Amerika kıtasındaki operasyonlar bu çatı altında yürütülüyor.

Rönesans MEA CEO’su Cem Özoğuz ile bir araya geldik ve şirketin yeni dönem büyüme planlarını konuştuk. Özoğuz’a sorularımız ve aldığımız ya­nıtlar şöyle:

Rönesans MEA, adı adeta Rus­ya ile özdeşleşen Rönesans Hol­ding içinde nasıl bir öneme sahip?

Rönesans MEA, ilk ofisini 2008’de Libya’da açtı. 2011’de ülkede devrim olduğu sırada, yaklaşık 1,1 milyar do­larlık imzalı kontrat ile Libya’daki en büyük Türk şirketi haline gelmiştik. 2009’da Mısır sınırına yakın bir bölge­de 88 günde tamamladığımız bir otel inşaatımız oldu. Bu işimiz bölgede çok ses getirdi. Ardından Afrika ve Or­tadoğu’da genişlemeye ve büyümeye başladık.

Rönesans Holding’in gelecek planlan içinde, Rusya ile yaşanan krizin ardından alternatif pazar arayışlarında bir artış oldu mu?

Biz Rönesans MEA’yı zaten bu krizden önce kurduk. Önemli olan bugünleri önceden görebilmek. Libya ile başladık, kısa sürede Irak, Katar, Nijerya, Mozambik diye devam ettik. Bu yılın başında Ballast Nedam adlı 130 yıllık bir Hollanda firmasını satın aldık. Bu firmanın Afrika pazarında çok ciddi bir know how’ı ve tanmırlığı var. Bu bizim önümüze yeni bir dünya açtı, örneğin bu sayede şu anda Ka- rayipler'de bir hastane inşaatı yürütü­yoruz. Ayrıca Surinam’da bir köprü işi ve Sri Lanka’da 90 milyon dolarlık bir su arıtma işi aldık. Yani Ballast Nedam ile birdenbire Afrika ile birlikte Ameri­ka da radarımıza girdi. Bu kapsamda Kanada ve Kolombiya’daki fırsatlara bakıyoruz.

Yakın zamanda yeni şirket satın almaları gündeme gelebilir mi?

Evet, düşünüyoruz. Çünkü ope­rasyon alanımız giderek genişliyor. Hatta şirketin ismini de buna uygun şekilde değiştirebiliriz. Güney Ameri­ka’dan Sahra Altı Afrika'ya uzanan bir bölgede iş yapıyoruz. Üzerinde güneş batmayan bir grup haline geleceğiz.

Libya’daki işler iptal mi edildi yoksa beklemede mi?

Hayır iptal edilmedi, şu anda duruyor. Kısıtlı bir kadromuzu ekip­manlarımızı koruma amaçlı hala Lib­ya’da tutuyoruz. Ancak herhangi bir çalışmamız şu aşamada yok. Umarım yakın zamanda anlaşmasını yaptığı­mız işleri hayata geçirebileceğimiz bir ortam oluşur. Şu an bir hükümet ku­ruldu ancak henüz faal hale gelmedi, onu bekliyoruz.

"20l6'da 200 milyon dolar ciroya ulaşacağız"

Holding içerisinde Rönesans MEA'nın ciro payı nedir?

Şu an için holdingin toplam cirosunun yaklaşık yüzde 6‘sını oluşturuyoruz. Geçen yıl itibariyle 100 milyon dolar olan ciromuzu her yıl ikiye katlayarak üç yıl içinde 500 milyon doları aşmayı planlıyoruz. 2016’daki hedefimiz 200 milyon dolarlık ciroya ulaşmak. Şu an sürekli yeni kontrat ve sözleşmelere imza atıyoruz.

Libya dışında MEA bölgesinde hangi ülkeleri radarınıza aldınız?

Libya’dan sonra Katar’da bir üni­versite inşaatı üstlendik. Ardından Irak’ta iki iş aldık. Bir tanesi ErbiPde bir tanesi de Divaniye şehrinde. Irak uzun vadede kalmayı planladığımız bir pazar. Şu an Irak’ta yaklaşık 400 milyon dolarlık imza bekleyen işimiz var. Irak’ın hem kuzeyinde hem de güneyinde faaliyette bulunacağız.

Afrika pazarında hangi bölge­lere odaklanacaksınız?

Gabon’da 40 milyon dolarlık bir iş aldık. Bu rakam Rönesans için kü­çük bir iş gibi gelebilir ama biz bu işi Afrika'ya giriş işi olarak değerlendiri­yoruz. Gabon'daki iş ile ilk kez Sahra Altı Afrika pazarına giriş yapmış ol­duk. Gabon’da Afrika pazarı ile ilgili çok şey öğrendik. Ardından Nijerya pazarına giriş yaptık. Kısa sürede çevre ülkelerde iş geliştirmeye başla­dık. Kıtayı öğrendik diyebilirim.

Türk müteahhitleri açısından Afrika kıtasında en önemli fırsat­lar neler?

Fırsatlar çok büyük. Bir şirket şimdi girmese beş yıl sonra mecbu­ren Afrika’ya girmek zorunda kala­cak. Bizde doğru tohumları ektiğimi­zi düşünüyoruz. Geleceğin Afrika’da olduğunu düşünüyoruz. Rusya’dan sonra Afrika, bizim holding olarak en stratejik ikinci pazarımız olacak. Rusya’da başarılı olmamızı sağlayan stratejimizin aynısını şimdi Afrika’da uyguluyoruz.

Somut örnek vermek gerekir­se, yatırımcı açısından hangi Afri­ka ülkesinde ne tür fırsatlar var?

Örneğin Mozambik büyük gaz kaynaklarına sahip bir ülke. Bizim açımızdan önemli bir ülke. Haliha­zırda Mozambik’te bir ülke için elçi­lik binası inşa ediyoruz. Etiyopya’da üç altyapı projesi için teklif verdik, sonucunu bekliyoruz. 180 milyon nüfuslu Nijerya bölgenin en önemli ülkelerinden. Orada bir otel yaptık, açılışına 3-4 bin kişi geldi. Ülkede 36 eyalet var ve eyaletler birbiriyle yarışıyor. Şu anda bir yol inşası işini aldık. Bazı bölgelerde de hem AVM inşaatı hem de AVM’lere kiracı bul­ma konusunda yardım ediyoruz.

Şirket olarak Afrika gibi bü­yük bir pazarda operasyonlarınızı nasıl yürütüyorsunuz?

Biz aslında Afrika’da Kuzey Afri­ka’yı ayrı bir kültür, Sahra Altı Afri­ka’yı ayrı bir kültür olarak görüyoruz. Dolayısıyla Libya'daki tecrübemizi Kuzey Afrika'da Cezayir ve Fas’ta da kullanıyoruz. Şu an ekiplerimiz bu iki ülke arasında mekik dokuyor. Ce­zayir ve Fas’ta kısa zamanda büyük işler alacağız. O bölgede sadece grup olarak Mısır’da bir işimiz yok, şu an için de düşünmüyoruz.

Suriye’deki iç savaş sizin böl­gedeki planlarınızı nasıl etkiledi?

İç savaştan önce Halep kentinde bir AVM inşaatına başlamak üzerey­dik. Suriye için bugünden bir şey söyleyebilmek çok güç. Biz özellikle Türkiye’ye yakın ülkelerde hangi şe­hirde iş yapacağımızı çok önemseriz. Mutlaka anlaşma yapmadan önce o şehri gider görür ve güvenlik koşul­larını analiz ederiz. O yüzden mesela Irak’taki şehirleri çok bilerek seçtik. Bu yüzden en güvenli şantiyelerimiz şu an Irak’ta diyebiliriz.